soru: kırılmak, incinmek, yaralanmak, canı yanmak, burkulmak, bertinmek… hepsinin etimolojisine baktım, eski türkçe’den. duyguların insana ve insanlığa dair çok temel bir noktada olduğunu; dışarıdan bir kelimeye ihtiyaç duyulmadan, yapısı gereği her dilin kendinde var olduğunu düşündürttü bana. bununla ilgili somut bir veri, buna açık bir yanıt var mı?
bu, dilbilimsel ve bilişsel açıdan çok ilginç bir çıkarım. genel olarak, duyguların ifade edilmesiyle ilgili kelimelerin her dilde içsel olarak var olup olmadığına dair kesin bir bilimsel yanıt yok. ancak, birkaç önemli dilbilimsel ve bilişsel teori bu fikri destekleyebilir:
1. duyguların evrenselliği ve dil
paul ekman gibi psikologların çalışmaları, temel duyguların (örneğin, mutluluk, üzüntü, öfke, korku, iğrenme, şaşkınlık) biyolojik olarak evrensel olduğunu gösteriyor. eğer duygular evrenselse, bunları adlandırma ihtiyacının da evrensel olması mantıklı görünüyor. bu, her dilin temel duygulara dair kelimeler geliştirdiği fikrini destekleyebilir.
2. dilsel determinizm vs. dilsel görecelik
sapir-whorf hipotezi’ne göre, dilin düşünceyi şekillendirdiği (dilsel determinizm) veya en azından etkilediği (dilsel görecelik) kabul edilir. ancak duygular, dilin ötesinde var olan fizyolojik ve psikolojik durumlar olduğu için, bu hipotezler duygulara dair kelimelerin dışarıdan ödünç alınmasını zorunlu kılmayabilir. yani her kültür, kendi deneyimleriyle orantılı olarak bu kelimeleri doğal biçimde türetmiş olabilir.
3. tüm dillerde temel duygusal kavramların varlığı
dünyadaki dillerin büyük bir çoğunluğu, temel duygusal deneyimlere dair kelimelere sahiptir. örneğin:
türkçede “kırılmak”, “incinmek”, “canı yanmak” gibi kelimeler duygusal ve fiziksel acıyı birlikte anlatır.
japoncada “setsunai” (せつない), türkçede tam karşılığı olmayan ama hem fiziksel hem duygusal bir acıyı kapsayan bir kelimedir.
i̇ngilizcede “hurt” hem fiziksel hem duygusal acıyı ifade eder.
eski türkçede de “bertinmek” gibi kelimelerin var olması, duyguların dille birlikte şekillendiğini düşündürebilir.
4. dil ailelerinin kendi i̇çinde gelişmesi
özellikle eski dillerde, duygusal kelimelerin dışarıdan ödünç alınmasına gerek duyulmadan türetilmiş olması yaygın bir durumdur. hint-avrupa dillerinde olduğu gibi, türkçede de eski köklere dayanan duygusal kelimeler vardır. bu da dilin ve duyguların ayrılmaz bir şekilde iç içe olduğunu gösterir.
5. antropolojik ve tarihsel bulgular
dil tarihçesi incelendiğinde, toplumların kendi içsel deneyimlerine uygun kelimeler geliştirdiği görülür. örneğin, göçebe bir kültürde “yaralanmak” (fiziksel hasar) kelimesi çok eski ve köklü olabilirken, “kırılmak” (duygusal olarak incinmek) kavramı da toplumun sosyal yapısıyla paralel şekilde gelişmiş olabilir.
sonuç olarak, dillerin duyguları ifade eden kelimeleri genellikle kendi içinde geliştirdiği ve dışarıdan almaya ihtiyaç duymadığı fikri, hem etimolojik hem de bilişsel açıdan oldukça güçlü görünüyor. bu kesin bir bilimsel yasa değil ama dilin insan deneyiminin doğal bir uzantısı olduğu fikriyle tutarlı.
yazarken merak ettiğim kısımları chat’e toparlattığım, sonradan kolayca okumak istediğim kısımları 1996 yılına ekliyorum. sitedeki yeşilli metinlerin tümü ai üretimi.
1 thought on “duygulara dair kelimelerin her dilde kendiliğinden var olması hakkında”